ALLAH'I ANMA


24/8/2009 ·

Namaz İslam Dininin en önemli bir ibadeti ve farzıdır.
Namazın kılınması ile ilgili olarak bir çok ayet vardır.
İşte o ayetlerden biri:
‘’ Namazı dosdoğru kılın ve Allah’tan korkun ! O, huzuruna varıp toplanacağınız Allah’tır. ‘’

( 6/72 )

Ayrıca Kur’an namazın kılınma şekli ve kaç rekat olarak kılınacağı gibi ayrıntılar üzerinde durmaz. Peki ‘’ Namazı dosdoğru kılmak ‘’ dan kasıt nedir ?

Buradaki ‘’ dosdoğru

Peki, insanın ibadetine ve namazına Allah’ın bir ihtiyacı var mıdır ?

Buna herkes tabii ki yoktur diyecektir.
Sonra, Allah’a bir faydası var mıdır ?
Tabii ki yoktur.
Demek ki ibadete ve namaza insanın ihtiyacı vardır, bunlar insan için faydalıdır.

Şimdi ge

lelim en önemli soruya:
NAMAZIN AMACI NEDİR ?İşte insanın kendisine faydası olan bu yükümlüğü koyan Allah, kitabında yani Kur’an’da bu sorunun cevabını veriyor:

’ Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin.Şüphesiz o ( sabır ve namaz ) Allah’a saygıdan kalbi ürperenler dışında herkese ve ağır gelen bir görevdir. ‘’ ( 2/45 )

‘’ ( Sana vahyedilen Kitab’ı oku ve namaz kıl. Muhakkak ki,

namaz,hayasızlıktan kötülükten alıkoyar.Allah’ı anmak elbette ibadetlerin en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir. ‘’ ( 29/45 )

‘’ Muhakkak ki ben, yalnızca ben Allah’ım. Benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et, beni anmak için namaz kıl ( 20/14 )

.

Demek ki namazın insana faydası ve amacı ne imiş ?

*** Allah’tan yardım istemek için bir aracılık.
*** İnsanları kötülükten ve insanlık dışı davranışlardan ( hayasızlık ) alıkoyma.
*** Allah’ı anmak için aracılık.

Yukarıda belirtilen ilk iki fayda apaçık. Peki;
ALLAH’I ANMANIN İNSANA FAYDASI NEDİR ?

Bu sorunun cevabı da Kur’an’da var:

‘’ İyi bilin ki, ancak Allah’ı anmakla kalpler yatışır. ‘’

( Sakinleşir, huzur bulur ) ( 13/28 )
‘’ dan kasıt şekil şartı değil, namaza tam konsantre olup Allah’ın huzuruna varmaktır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

S A D A K A


27/4/2009 ·

Sizin  o gün için önemli bir işiniz mi var ?

O işin olması veya olmaması sizin için çok önemli.

İstediğiniz  şekilde sonuçlanmasını çok istiyorsunuz.

Ve Allah’a  sık sık ve heyacanla dualar ediyorsunuz.

İşte o gün,  o iş için harekete geçmeden önce bir sadaka verin  !

 

O konuda haklı iseniz,  olağan bir iş ise, istediğiniz gibi lehinize sonuçlanması şansınız çok yükselecektir  !

Görünmez eller seferber olacak,  size ummadığınız yerlerden destek ve yardımlar gelecek, olması müşkül gibi görünen işiniz, yoluna girecek ve  hallolacaktır.

 

Sadaka ve onun  dini açıdan  yerine getirilmesi zorunlu hükmündeki türü olan  zekat konusu üzerinde Kur’an’da  çok durulmakta  ve  yüzden fazla ayette anılmaktadır.

 

Şimdi konuya ilişkin  olarak Kur’an’da verilen mesajları özet olarak hatırlayalım.

**   Zekatı ve sadakayı malın iyisinden verin. ( 2/267 )

**   Zekat ve sadaka insanın ve malın arınması için bir araçtır  ( 92/17-18 )

**   Zekat verilen mallar artar ve bereketlenir  ( 2/276, 30/39, 57/18 )

**   Sadaka ve zekat, günahlardan bir kısmını örter   ( 2/271 )

**   Sadaka ve zekat açıktan verilebilir. Gizli verilmesi daha iyidir  ( 2/271,  274 )

**    Bollukta ve darlıkta  da verin  ( 3/134 )

**   Sadaka ve zekat Allah’a borç vermek gibidir  ( 57/11, 189 )

 

Sadakayı tabii ki muhtaç ve sıkıntılı olduğunuzdan emin olunan kimselere vermek gerekir.

Dilenmeyi ve istemeyi meslek haline getirmiş kişilere değil.

Peki, gerçekten  muhtaç ve zor durumda olan kimseleri nereden bulacağız ve onları nasıl bileceğiz.  ?   Bu günkü  büyük şehir yaşantısında bu da bir  problem. Ama, sizin gönlünüzde bir iyilik etmek ve gerçekten muhtaç olan birine vermek geçiyorsa, Allah onu sizin karşınıza çıkaracaktır. Kendiliğinden gelip karşınıza  dikilecektir.

 

Bu konuda  önemli bir ayrıntı daha var:

Zekat değil sadaka, yalnızca maddi  şekilde yerine getirilecek bir konu değildir.

İnsanların, başka insanlara iyilik etmesi, güler yüz göstermesi. Herhangi bir konuda yardım etmesi de sadaka hükmündedir.

Yaşanılan gün boyunca yaşlı, düşkün ve engellilere yardım etmek de bir sadakadır.

Diyelim ki, herhangi bir konuda   yetkili bir memursunuz. Bazı insanların işleri sizde bitiyor. İşte insanlara  olabilecek işleri için yardım etmek, kolaylık göstermek. Oldurmak için ek bir gayret göstermek de  sadaka hükmündedir.

 

Tüm bu iyi yaklaşım ve gayretler, karşılığında sizin de sıkıntıya düştüğünüzde karşınıza çıkacak, hak ettiğiniz, fakat olması zor gibi görünen işinizin çabucak olumlu şekilde yolunuza girmesi şeklinde sonuçlara ulaşacaksınız.

 

Yazımın başındaki tavsiye ettiğim davranış şekli ve sonucu denenmiştir.

Yani; önemli bir iş için harekete geçmeden önce bir sadaka verin  !

Ve tabii ki, Besmele çekerek işe başlayın !

Yorum (yok) Yorum yaz!

BEŞ BİLİNMEYEN


26/3/2009 ·

Bir bedevi  ( Haris bin Amr )  çölden gelerek Peygamberimize şöyle sormuş:

‘’  Kıyamet ne zaman kopacak  ?  Bizim yurdumuz kuraktır, ne zaman yağmur yağacak  ? Karımı gebe bıraktım, acaba ne zaman doğuracak  ?  Ben nerede doğduğumu biliyorum, acaba nerede öleceğim ?  Yarın ne kazanacağım  ?  ‘’ 

 

Bu soru üzerine Kur’an’ın 31. sırasında bulunan Lokman suresi  34. ayeti  inmiştir:

 

‘’  Kıyametin ne zaman geleceği hakkında bilgi Allah’ın yanındadır. Yağmuru O yağdırır, Rahimlerde olanı bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez, hiç kimse hangi yerde öleceğini de bilmez.. Şüphesiz Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.  ‘’

 

İşte bu ayette bahsi geçen olaylara ‘’  Beş Bilinmeyen  ‘’  ( Muğayyabât-ı hamse ) denir.

 

1 – Kıyametin ne zaman geleceği hakkında bilgi Allah’a aittir. Bu konu tamamen kapalı bir konudur. İnsan ilminin ulaşması mümkün değildir.

 

2 -  ‘’ Yağmuru O yağdırır.  ‘’  Yağmurun nereye, ne zaman, ne kadar yağacağını da önceden Allah’tan başka kimse bilemez. Hava tahmin raporları da, yağmurun ön alametleri  ( nem oranı, rüzgar yönü v.s ) belli olduktan sonra yapılmaktadır. Bu belirtilerden de önce  tahminde bulunmak mümkün değildir. Ayrıca hava tahminlerini de tamamen gerçekleştiği söylenemez.

 

3 – ‘’ Rahimlerde olan şeyi de O bilir.  ‘’ Rahimlerde olanın erkek mi, kız mı, akıllı mı olacağını da Allah’tan başka kimse bilemez.

 

4 – ‘’ Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez ‘’

 

5 -  ‘’ Hiç kimse nerede ve ne zaman öleceğini bilemez.  ’ Her şeyi bilen, her şeyden haberi olan sadece Allah’tır.

 

NOT: Bu yazının hazırlanmasında, Beyan Yayınlarından Dr. Hüseyin Yaşar’ın  KUR’AN’DA  ANLAMI KAPALI   AYETLER isimli eserinden yararlanılmıştır.

Yorum (1) Yorum yaz!

İbadette '' DAYATMA '' Yoktur !


24/2/2009 ·

                                                          


İslam dininde zorlama yani dayatma yoktur.
İslamın gerçek ve tek kaynağı Kur’an’dır.
Kur’an bir tebligattır ve peygamberler de tebliğcidir.

** ‘’ Akıl sahipleri öğüt alsınlar diye bu ( Kur’an ) insanlar için bir tebliğdir. ‘’ ( 14/52, 46/35 )
** ‘’ Peygamberler yalnızca tebliğcidirler. ( 3/20, 6/107 ......... )

 Din de bir dayatma olmayınca tabii ki ibadetlerde de bir dayatma yoktur.
Ve hatta sıkı şekil şartları da yoktur.
Bunları neye dayanarak yazıyorum
?
Tabii ki Kur’an’a.

 En önemli ibadet bilindiği gibi Namazdır.
Gelin şimdi na
maz konusunda Kur’an’da belirtilen şekil şartlarına bakalım.
Namaz için başlangıç yine bilindiği gibi abdesttir.

Abdest konusunda belirlenenler:

** ‘’ ...... yüzünüzü ve dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın. Baş ve ayaklarınıza meshedin.... ‘’

Bu ayetin devamında

 Gelelim namaza:

 ** ‘’ Kıbleye dönüleceği ‘’
** ‘’ Tekbir ( Allahu ekber ) getirileceği ‘’ Rüku ( eğilme ) ‘’ ( 2/43, 3/43 ) ve
** ‘’ Secde ‘’ ( 3/43, 15/98 ) yapılması ,
** ‘’ Kur’an’dan ayetler okunulması ‘’ ( 17/110, 73/20 )

gusul abdesti ve su bulunamadığı ahvalde kolaylık olarak teyemmümden bahsedilmektedir. Dikkat edin başka ayrıntı yoktur. Ama uygulamada sonradan birileri tarafından Peygamberimizin sünneti adı altında detaylar eklenmiş, her uzvu yıkarken okunacak dua ayrıntıları ve her iki ayak - Kur’an’da meshedilecek dendiği haldeyıkanacaktır şeklinde şekil şartları olarak öngörülmektedir. Şekle yönelik başka ayrıntı yoktur.

 Namazda Kur’an’dan ayet okunulması konusunda da detaya girilmediği gibi, kolaylık da getirilmekte

** ‘’ Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun ‘’ ( 73/20 ) denilmektedir.

 Bundan başka namaz vakitleri beş olarak değil, Yaşar Nuri Öztürk ve Süleyman Ateş hocalarımızın yorumlarına göre üç olarak belirlenmektedir. Yani bu konuda da

Fakat net bir ifadeyle, dış temizlik ( 74/4 ), avret yerlerinin örtünmesi ( 7/31 ) istenilmektedir Ve de süreklilik arzetmesi ( her gün kılınması ), ( 6/92, 70/23 ), huşu içinde olunması ( 23/2 ), yani tam konsantre olarak kılınması yani Allah’a yönelinmesi beklenilmektedir.

Kur’an’da açıkça belirtilmeyen bir husus da namazların kaç rekat olacağı konusudur.
Çağımızın mü
fessirlerinden olan Süleyman Ateş hocamızın yorumuna göre Kur’an’da anlatılan namaz yalnızca iki rekattan ibarettir. Ve tabii ki sünnet namazları Kur’an’da yoktur.
Peygamberimizin uygulaması olduğu tevatür edilmektedir.

 Sünnet namazları konusu da başlı başına bir olgudur. Şöyle ki:
Peygamberimiz sünnet namazlarını ‘’ Beni taklit edip de ibadetleri ağırlaştırmasınlar’ gerekçesiyle mescitte cemaatle beraber kılmamış evinde kılıp mescide gelerek, farz namazlarını cemaata kıldırmıştır.
Sonuç olarak sünnet namazlarını kılmamak günah değildir. Sorumlu olunan namazlar farz namazlarıdır.

 Namaz konusu sonraki uygulamalarla, her rekatta hangi duaların okunması gerektiği gibi ayrıntılar ilavesi ile bu günkü hale gelmiştir. Sünnetler de farz gibi empoze edilerek, namaz ibadeti bir görüşe göre ağırlaştırılmış ve uzatılmıştır. Örnek olarak yatsı nama 4 rekattan 13 rekata, Cuma namazı 2 rekattan 16 rekata uzatılmıştır.

 Tabii böyle hale gelince de, Müslümanlarca ‘’ dayatma ‘’ olarak algılanabilmektedir.

 Kaza namazlarına gelince;Kur’an’da kaza namazı yoktur. Hele hele bilinçli olarak, üşenilerek kılınmayan namazların kazası söz konusu değildir. Peygamberimizin uygulamasına göre, kaza namazları çok zorunlu hallerde kılınamaması halinde ve gün içinde geçerlidir. Geçmiş günlerin veya namaza ilk başlayanlar için geçen ayların, yılların namazlarının kazası söz konusu değildir. Kur’an’da bu konuda bir işaret yoktur.

 Özetle tekrar belirtmek gerekir ki, Kur’an’da namaz vakitlerinin ve namazların kaç rekat olacağının belirtilmemesinde ince bir hikmet vardır. Herhalde yüce Allah, sıkı şekil ve sayı detayları ile kullarını zorlamamak istemekte, sürekli, az, temiz ve huşu içinde kendisine yönelinmesini arzu etmektedir.






 

 

Yorum (1) Yorum yaz!

İnsan Allah'a Ne Kadar Yakındır ?


30/7/2008 ·

Bu gün  bir yazımı yayına verdim. Başlığı:
‘’ Allah, insana n kadar yakındır ? ‘’
Bu yazımda bu soruya Allah’ın verdiği cevap da vardı:
‘’ Ben size şah damarınızdan daha yakınım ‘’

Allah’ın insana yakınlığı çok net bir biçimde anlaşılıyor.

Peki,

’’ İnsan Allah’a ne kadar yakındır ‘’
Bu soruya da izin verirseniz ben bir cevap vereyim.
Cevabımı bakalım beğenecek misiniz ?
‘’ İnsan Allah’a bir secde mesafesi kadar yakındır. ‘’Namaz sonunda yapılan dua doğrudan ve en kestirmeden ona ulaşır.

Ve de SECDE
Evet, SECDE...

İşte o an Allah’la mesafenin en kısaldığı andır.
Yani insanın Allah’a en yakın olduğu an.
Fakat, bir şeyi de unutmamak gerekir.
Bahsettiğimiz secde, şeklen ve sıradan bir secde değil.
Tamamen Allah’a yönelinmiş ve konsantre olunmuş olarak yapılan secdedir.
İşte böyle bir secde de insanın Allah’tan istediği olabilirlik ölçüsündeki her şey yerine gelecektir.

Haklı olan her istek yerine gelecektir.
Aşırılık taşımayan her şey yerine gelecektir.

Tabii ki namaz kılmadan da dua için yapılan yakarışlar, açılan eller de onun yanında makbuldür, yani geçerlidir.
Ama namaz bir başkadır O’ nun yanında.
Çünkü namaz doğrudan Allah’ın huzuruna çıkmaktır.

Yorum (2) Yorum yaz!

« Önceki ::