İŞTE ÖRTÜNME AYETLERİ !

 

 

Aylardır ülkemizin gündemini meşgul eden ve büyük tartışmalara sebep olan türban ve dolayısı ile örtünme konusunda Kur’an’da 3 ayet vardır: 24/31, 33/59, 24/60

 

Ayetlerden ilk ikisi örtünme ile, üçüncüsü ise cinselliği geri planda kalmış yaşlı kadınların örtünmeden muaf tutulmaları ile ilgilidir.

Sözlü ve yazılı tartışmalarda bu ayetlerin sözü çok ediliyor, fakat herkesin çok kolay ulaşabileceği ayetleri ortaya koyup üzerindeki yorumları ele alan pek yok.

 

Tesettür yani örtünme ile ilgili en önemli ayet Kur’an’ın 24. Sırasında yer alan NÛR Suresi 31. ayetidir.

 

Bu ayete Prof.Dr. Y.Nuri ÖZTÜRK’ ün getirdiği tercüme ( meal değil ) ile Elmalılı M. Hamdi YAZIR ’ın mealindeki az farklı bölümler ( italik harfle yazılı ) ve Almet TEKİN’ in Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru isimli Tefsîrî Mea’ indeki farklı bölümler ( koyu italik harflerle ) - ise şöyle:

 

‘’ Mümin Kadınlara da söyle:

** Bakışlarını yere indirsinler, /Hain bakışlardan sakınıp, zerafetlerini koruyarak önlerine baksınlar

** Irzlarını/ eteklerini korusunlar/ Namus ve iffetlerini korusunlar, bellerine sahip olsunlar

** Süslerini/zinetlerini, görünen kısımlar müstesna açmasınlar. /Kendiliğinden görünenler dışında zinetlerini açmasınlar/Örtünme zarureti olmayan ve görünen kısımlar hariç, cezbedici yerlerini ve güzelliklerini teşhir etmesinler

** Örtülerini/başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. / Ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar./Baş örtülerini, gerdanlarını ve gerdanlıklarını açık bırakmayacak şekilde göğüslerinin üzerine sarkıtarak örtsünler

** Süslerini şu kişilerden başkalarına göstermesinler:

.......... Kocaları

...........Yahut babaları,

............Yahut kocalarının babaları

............Yahut oğulları

............Yahut kocalarının oğulları

............Yahut kardeşleri

............Yahut kardeşlerinin oğulları

............Yahut kendi kadınları

............Yahut ellerinin altında bulunanlar

............Yahut kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar

............Yahut kadınların mahrem yerlerini anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar

** Süslerinden gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. / Gizlemekte oldukları güzelliklerini, takıları anlaşılsın diye ayaklarını yere vurarak erkekleri tahrik etmesinler

Ey müminler, hepiniz topluca Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz ‘’

Ve örtünme konusundaki ikinci önemli ayet: Kur’an’ın 33. Sırasındaki Ahzâb Suresi 59.ayetidir. Bu ayette de farklı açıklamalar yukarıdaki uygulamadaki gibi gösterilmiştir.

’ Ey Peygamber ! Eşlerine,kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle

** Dış giysilerini üzerlerine alsınlar. / Cilbablarıyla ( çarşaflarıyla ) üzerlerini sıkı örtsünler. / Sokağa tenlerini göstermeyen, vücut hatlarını belli etmeyen elbiselerini giyerek çıksınlar

** Tanınıp incinmemeleri için bu çok daha uygun bir yoldur. / Bu onların tanınmalarına ve tanınıp eza edilmemelerine en elverişli olandır. / Bu tür örtünme onların, vakar ve heybetleri ile hür kadınlar olarak tanınıp, kendilerine hüemet edilmesine; sarkıntılık yapılmamasına, incitilmemelerine en uygun bir örtünmedir.

** Allah Gafûr ve Rahim’ dir. ‘’

 

Ve sonuncu ayet. ‘4. Sure olan Nur Suresi 61 ayeti:

 

’ Artık nikah arzuları kalmamış, hayızdan ve evlattan kesilen kadınların. Süslerini göstermek ortalıkta dolaşmamaları şartıyla örtülerini bırakmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama saakınmak için titiz davranmaları, onlar için daha hayırlıdır. Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir. ‘’

Yukarıda görüldüğü gibi ilk ayette baş örtüsünden bahsediliyor ama baş örtüsü ile kadınların kapanıp örtünmesi zorunlu olan uzuvlarının baş ve saçlar yoksa baş örtüsünün sarkıtılan uçlarının gerdanı mı örtmesi konusunda yorum ve anlama farklılıkları söz konusu.

 

İkinci ayette ise baş örtüsünün bahsi geçmiyor. Evden dışarı çıkıştaki kıyafetten söz ediliyor. Bu ayetteki farklı yorumlanan bir kelime var: CİLBAB. Bu kelime genel anlamıyla elbise olarak da yorumlanıyor. Çarşaf benzeri belki de o zamana özel dışarıda giyilen bir giysi olarak da.

 

Bu satırların yazarı olarak ben hüküm verme ve yorum konusunda ehil olmadığım için, ne anlaşılması gerektiği hususunu siz okurlara bırakıyorum.

Yorum Yaz